Yalnızlık sayıklamaları
Dünya üzerinde kendini küçücük hissetmek nasıl bir şey bilir misin? Bir o kadar yalnız, çaresiz. Çare aramanın bile pek mümkün olmadığı bir yalnızlık yani. İçin için kendine aktığın ılık bir yalnızlık. Şarkılardan, şiirlerden, yazılardan bir evren çizersin uzakta tutmak için üzünç hallerini. Bir çay içimi, bir kar yağışı izleği, ağaç yalnızlığı, o ağacın bağlılığı, müstakil duruşu gibi. Kendini çakılı kalmış bir yerde görürsün. Hareket halinde olup da yerine saplı kalmak nasıl bir durumdur bilir misin?
Pencereleri açmalı hava almalı içerisi. Kendimiz için olamasa da oda için açmalı pencereyi. O pencere odanın penceresi. Kendi penceremizi açamadığımız için cezalandırmamalıyız odayı da. Duvarlar bile yalnız değil. Belki de biz ancak duvarlar kadar yalnızız. Pencerelerimizi açamayacak kadar cesaretsiz, havasız ve tozlu ve küflenmiş.
Etkisiz bırakıldık, tehlikeli görünüyorduk, kendimizi etkisiz hale getirdik. Şimdi tehlikesiz sağlamlaşmış bir duvarız. Ancak rutubet halinde biri gelip açarsa penceremizi öylece açılıyoruz. Kendimizi açamayacak kadar yorgunuz çünkü. Ancak bir deprem hareket ettirebilir bizi, durmadan bir deprem yalnızlığına sarmalanıyoruz. Bir gelen, bir yıkan olsa bizi, kendimizi yıkacak gücümüz yok.
Benim depremim olur musun?
|