ForumOyunlarResimli SiirlerSesli ŞiirlerDilek KutusuGünlükBanlananlarÜye AlbümleriÖykü GönderAnketler
Yeni Konu Ac
Go Back   Oyku.Org > PAYLAŞIM > Paylaşın Bizimle
Kayıt ol
Şifremi unuttum  

Paylaşın Bizimle Paylaşmak İstediğiniz Herşeyi Paylaşın Bizimle

Sohbet  [Archives]
Loading ...
Empty the chat input field


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Derinden duyulan bir "ney" sesi
Cevap
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Hit
35
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 4 Hafta önce   #1 (permalink)
vuslat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: boşluktayım!!!!
Mesajlar: 1.516
Konular: 471
Cinsiyet:
Teşekkürler: 0
329 Mesajda 532 Kere Teşekkür Aldı
Ruh Halim:
Karizma Puanı: 828
vuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond reputevuslat has a reputation beyond repute
vuslat vuslat isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
administrator

Thumbs up Derinden duyulan bir "ney" sesi

Derinden duyulan bir "ney" sesi




Masadaki eller bir şeylerle uğraşıyordu,sağ elin başparmağı işaret parmağıyla birlikte sol elin serçe parmağındaki gümüş yüzüğü bir ileri bir geri çeviriyordu.Saatlerce sürüyordu bazen bu anlamsız manzarayı seyretmesi.Sandalyeye oturalı kaç saat olmuştu ve kaç saattir çeviriyordu yüzüğü durmadan,bilmiyordu.Saçları uzun ve yağlıydı,loş ışıkta belli olmuyordu fakat çok kirliydi.Saçları tepeden yanlara doğru ikiye ayrılıyor ve elmacık kemiklerinin üzerinden çenesine kadar uzanıyordu.Saçları kulaklarını kapatıyordu,belki gizliyordu.Kaşları çatık ve çok seyrekti.Mavi gözleri bir şeylere öfkelenmiş gibi çok sert bakıyor ve olaylara anlam yüklemeye çalışan bir bebeğin gözlerini andırıyordu.Dudaklarına garip bir hoşnutsuzluk hakimdi,nehir yatağının dibindeki taşlar kadar soğuk ve rahatsızdı.Bazen bir şeyler söyleyecekmiş gibi kıpırdıyor fakat hemen eski kilitli haline geri dönüyordu.Bu simada tam bir matem havası vardı.Buğulu bir aynadan yansıyan gün ışığı gibi tedirgin ve kararsızdı.Saatlerce hareketsiz duruşu cesedi andırıyordu.

Üzerinde eski bir ceket vardı,kolları kısa geliyordu,düğmeleri özenle iliklenmişti,yan ceplerinin ağzı birkaç farklı iple sapasağlam dikilmişti,belli ki ceplerini kullanmıyordu.Ceket yakasından görünen beyaz bir fanila rahatsızlık veren bir tabloyu tamamlıyor gibiydi.Saçlarının kırılan kısımları bu beyaz fanilanın üzerinde beyaz bir sayfadaki kahve lekelerine benziyordu,umursamaz olduğu her halinden belliydi fakat neden saatlerdir o masada hareketsiz oturuyordu.

Birden yüzüğünü döndürmeyi bıraktı ve o statik tavrı bu sefer daha da belirginleşti,kaşlarını iyice çattı sanki birkaç saniye sonra kavgaya girecekmiş gibi bir hale büründü.

Yerinden fırladı,iki eliyle saçlarını arkaya doğru atarak kulağını arkasındaki duvara dayadı,bir eliyle kulağına destek olup sesi yoğunlaştırmaya çalışırken diğer elinin içiyle de duvara baskı yapıyordu.Yüzündeki o hırçın ifade hala gitmemişti hatta daha da belirgin bir hal almıştı.Bu hareketlenmenin sebebi ne olabilirdi ki?Bir kaç dakika hiç kıpırdamadan öylece durdu.Başını öne eğmişti gözlerini kapatmıştı çoktan…

Gözlerini açtığında ayağının önünde birkaç damla kan gördü,acı acı gülümsedi,o sert adam gülümsüyordu,görenler buna ihtimal dahi vermezlerdi belki gören de olmamıştı.Burnu kanıyordu.Ceketinin iç cebinden bir kağıt parçası çıkardı belli ki burnunu silecekti,yada tampon yapacaktı kanı durdurmak için.Fakat öyle olmadı.Kağıda baktığında burnunu da unuttu,kanı da,yan odadan gelen o ney sesini de.Yüzlerce kez okumuştu fakat ilk defa okuyor gibiydi o kağıtta yazanları,insan kendi yazdığını unutabilir miydi!



" Sırtımda tabutum,oturuyorum büyük bir söğüt ağacının altında ve karşımda mezarım,dolu gözlerle seyrediyorum bu manzarayı fakat ağlamıyorum nedense.Yıllardır buradayım sanki,aç ve susuz,hiç nefes almamış gibi yorgun ve soluksuz.Kaç mevsim değişti ALLAH bilir,kaç yaşındayım şimdi,sayamadım geçti gitti… "


Gecenin en sessiz anını yaşıyordu gölgesine bakıyordu ve zihninden geçenleri sorguluyordu,kaç gölgesi vardı ki gölgelerini sayıyordu.Kaç parçaya ayrılmıştı,kaç kez bölünmüştü,kaç kez yenilmişti kendi cephesinde,bilmiyordu.

Güçsüz hissediyordu,gözleri yavaş yavaş kapanırken saat sabahın 05:00 olduğunu gösteriyordu ve işte iki günün uykusuzluğuyla kendini bırakıyordu düşler aleminin sırlı diyarına.Ameliyat masasında narkozun etkisiyle yatan bir hastaya benziyordu o tahta masanın üzerinde uykuya dalarken.Nihayet uyuyabilmişti,kendini şanslı mı saymalıydı?
Yada mutlu mu olmalıydı onca düşünce beynini kemirirken,üstelik son sözünü söylemeden.Bestesini tamamlamadan,yazdığı şiirin kafiyesini koymadan,çaldığı enstürmanın bam teline dokunmadan sonu meçhul bir aleme dalmak mantıklı mıydı!Her neyse,uyuyordu…

“eskici” diye bağıran bir ses uykusunu hunharca bölmüştü.Henüz on dakika bile olmamıştı gözlerini kapatalı.”Uyku bana haram” diye söylendi başını masadan kaldırırken.Gözleri iyice kanlanmış ve şişmişti.Yorgun bir savaşçıyı andırıyordu,ha düştü ha düşecek derken birden ayağa kalktı ve oturduğu sandalyeyi kendini savunmak için çok hızlı bir şekilde havaya kaldırıp öne doğru uzattı.Karşısında duran bu adam da kimdi?

Adam gülümsüyordu...Neden “eskici” demişti?Olanları anlamlandırmaya çalışıyordu,kapıyı kilitlemiş olmasına rağmen bu adam nasıl girmişti evine?Ve neden gülümsüyordu?

Sandalyeyi hala sıkıca elinde tutuyordu.Adamın gözlerinin içine bakarak soğuk bir ses tonuyla sordu:

“Kimsin sen?”



Adamın cevabı gecikmedi:

"Hoşgeldin!"




alıntıdır...
__________________
  Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to vuslat For This Useful Post:
oSsqeee (4 Hafta önce)
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:53.
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.0.1 ©2007, Crawlability, Inc.
Kısa bir öyküdür hayat, Uğruna upuzun acılar çektiğimiz, Kısa bir türküdür, Bir kez daha söylemek için delirdiğimiz..