dedem
rahmetli dedem vakti zamanında bir kızı çok seviyormuş kızda onu.ama bildiğiniz gibi bi aşk değil yani.masal gibi birşey.dedem askerdeymiş döndüklerinde nikahı kıyacaklarmış.o askerde iken kardeşi dedemin babasına demişki o kızı ben de seviyorum o bu eve girerse ben giderim.baba da ben elin kızı için oğlumdan olamam deyip kızın babasına demişki kızını kime veriyorsan ver.kız zaten köyün en güzel kızı imiş.dedem askerde iken kızın evleneceğini öğrenmiş kaçmış askerden erzurumdan bayburta kışın(doğunun kışlarını bilirsiniz)yürüyeyürüye gelmiş.yol ayrımına gelmiş bi yol babasının köyüne diğeri sevdiğinin köyüne gidiyormuş karar verememiş hangisine gideceğini ,üç gün orada yatmış,kardeşleri gelip onu alana kadar...köylerinde zaten sürekli beyaz görmekten yıpranan gözünün üzerine pişmiş yumurta koymuşlar(o yüzden hayatının büyük bir bölümünü kör olarak geçirdi) neyse ondan sonra kızın köyüne gitmiş düğün çoktan yapılmış tabi, dedem de köyün gevenlerini(bi çeşit çalı orda çok var)yakmış.çıkmış bi taşın üzerine başlamış uzun hava okumaya.şimdi bayburt dağlarında dikkatli dinlediğinizde onun sesini duyabilirsiniz(son cümleyi salladım yada siz öle bilin ben heryerden , herzaman duyuyorum...AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR...
|