08-06-2008
|
#1 (permalink)
|
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: o da bana kalsın diymi ama
Yaş: 17
Cinsiyet: 
Teşekkürler: 878
646 Mesajda 1.033 Kere Teşekkür Aldı
Ruh Halim:
Karizma Puanı: 1493
|
Kuru Kafa Dile Gelince
KURUKAFA DİLE GELİNCE
Bir gün bir sofi, başkasına ait bir buğday tarlasının yanından geçerken, imrenip bir başak koparır ve buğday tanelerini ağzına atıverir. Ama buğday tanesini yutar yutmaz, Allah korkusuyla irkilip, secdeye kapanır ve "yarabi buğdayları sahibinden izin almadan yemekle günah işledim, ne olur bu günahımın karşılığını bana bu dünyada ver" diye yalvarır. O anda dilek kapısı açık olmalı ki, hemen dileği kabul edilir ve sofi, kenarında durduğu buğday tarlasının içinde bir o yana bir bu yana koşup duran bir öküze dönüşür.
Bu sırada oradan olan tarla sahibi, buğdaylara zarar veren bu öküzü görür ve elinde kocaman bir sopayla koşar gelir. Öküze iyi bir sopa çekip tarladan çıkarır. Ama bakar ki, sahip çıkan yok, boynuna bir urgan bağlayıp, evine getirir. Bir müddet sonra da sahipsiz bu öküzü sabana koşup tarlalarını sürer, kağnıya koşup yüklerini taşıtır yıllarca eziyet eder.
Bu öküzü bir gün ayağı bir çukura takılıp da kırılınca keser, etini yiyip, derisinden davul yapar, kurukafasını da bostana korkuluk olarak diker. Yıllarca kışın karında, yazın sıcağında, o kurukafa korkuluk görevi görür.
Bir gece sabaha yakın saatlerde iki kişi bu bostana hırsızlığa gelir. Bunlar topladıkları, sebze ve meyveleri çuvala doldururlarken korkuluğa takılı kurukafa, kahkahalarla gülmeye başlar. Kurukafanın kahkahalarla güldüğünü gören hırsızların, korkudan dizlerinin bağı çözülür ve orada donup kalırlar.
Gün ışıyıp da sahibi bostana gelince, orada korkudan donup kalmış bu iki hırsızı yakalar ve "bre utanmazlar hırsızlık yapıyorsunuz, bir de beni gördüğünüz halde kaçmıyorsunuz bu ne arsızlık" diye sorunca hırsızlar kekeleyerek, kurukafanın kendilerine kahkahalarla güldüğünü, bundan korktukları için kıpırdayamadıklarını söylerler.
Bostancı bu sözlere inanmaz "hadi oradan hiç kurukafa güler mi?" der. Daha sonra öküzün kuru kafasını da yanına alıp, hırsızları zamanın kadısına götürür. Kadı, kuru kafaya, "Konuş ey öküzün kellesi, neden güldün bu hırsızlara?" der. Nasılsa kurukafa tekrar dile gelir ve "Nasıl gülmeyeyim bunlara, ben bir kaç buğday tanesini sahibinden habersiz yedim, cezamın bu dünyada verilmesini diledim, başıma gelmeyen çile, eziyet kalmadı hala da azap çekmekteyim, bu gördüğünüz hırsızlar ise çuvalla sebze meyve çalacaklardı, acaba bunlar ne azap çekerler diye düşündüm de güldüm der.
............alıntı............
__________________
"Giderken yanina aldigin sessiz cümlelerini hangi biçakla biledin ?(!)
Hangi kör biçakla biledin dilini de tek bi söz edemedin?
Kilitler mi vurdun yoksa diline ?
Ne diye sessizce gittin ?
Sen beni giderken öldürmedin
Geberttin !'
|
| |
|