06-08-2008
|
#1 (permalink)
|
Üyelik tarihi: May 2008
Bulunduğu yer: ankara
Yaş: 19
Cinsiyet: 
Teşekkürler: 575
615 Mesajda 1.028 Kere Teşekkür Aldı
Ruh Halim:
Karizma Puanı: 1134
|
Hayatın ucundan tutmayın tam boğazından sarılın
birbirlerini severek evlenmişlerdi. 6 yıllık birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. 7 yıldır da evli idiler. 2 yaşındaki kızları ile mutluydular. aslında kadın mutluluk rolunu oynuyordu yaşadığı hayat onu boğuyordu sanki içinde bir saatli bomba vardı ve patlasa herkesi yakacaktı. mutsuzdu ve nedenini bir türlü bilemiyordu. üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasının farklı yerlere çıkan tayinleri yüzünden sürekli bir işi olmamıştı. mimardı ama 3 yıldır evde oturuyordu. evde gecen her günü hayatından koparılmış bir boş sayfa olarak görüyor ve yaşadıgı hiç birşey onu mutlu edemiyordu. kocası dersen bir dediğini iki etmiyordu hayatta isteyebilecegi herşey onunken kısacesı mutlu olması gerek her şeye sahipken O mutsuzdu. yagmurlu boğucu bir günde elinde okudugu kitabı bıraktı gidip bir kahve yaptı ve gözü o anda işi için kullandığı bilgisayara erişti, geçen gün okudugu köşe yazısını hatırladı. "internette chat" yanlızdı.. yeni taşındıkları bu şehirde üniversiteden tanıdıgı eski bir dostundan başka kimseyi tanımıyordu. sohbet edecek birkaç kişiyi bulabilirdi belki. bilgisayarın başına oturdu. kahvesini agır agır yudumlarken internette gezinmeye başladı. arada havadan sudan muhabbetler yapıyordu chat odalarında, zamanın nasıl geçtiginin farkına bile varamıyordu, sonra gelen bir msjı açtı mesajda "hayatın ucundan tutmayın tam boğazına yapışın" yazıyordu. dondu kaldı kadın... hayatın ucundan çok kuvvetsizce ve isteksiz ve ne kadar kolay kaybedecek şekilde tuttugunu o an fark etti, hayatın ümüğüne yapışacak gücü yoktu ki.... Altan ile o gün tanıştılar. Altan da evli idi vede bir çocugu vardı. kadın Altan ile konuşurken dünyayı unutuyor Altan la uyuyor Altan la uyanıyor, hiç tanımadığı bu adamı bir dakika bile aklından çıkaramıyordu. bir adam nasıl bu kadar zarif olabilirdi her seferinde bilgisayarı açtıgında bir demet gül buluyordu yollanmış ve günaydın mutlu bir gün olsun güneş senin için doğsun yazıyordu güllerin arasına sıkıştırılmış kartla. Altan ne yaş gününü unutuyordu ne de yılbaşı kart atmayı, zaten her sabah kadın değişik bir kartı görme coşkusu ile koşuyordu bilgisayarına, artık Altan soluyor Altan yudumluyordu. yüzünü hiç görmediği bu adama delicesine aşık olmuştu. ne yapıyordu kadın? med cezir gibi ne yaptıgını sorgulayan duygularla bir gidip bir geliyordu adam evli idi kadın daa... birer çocukları vardı. üstelik kadın büyük bir aşkla olmasa da büyük bir sadakatla kocasını seviyordu. iki kişi sevilebiliyormuş demek birbirine benzer ama bir o kadar farklı duygularla diye düşündü bir an... sonra toparladı kendini açmamalıydı bilgisayarını artık . bu şekilde noktalanmalıydı bu aşk. doğru olanda bu idi. açıklayacaktı bunu Altana ve hoşçakal diyecekti. kocamı seviyorum bu peri masalı bitmeli yoksa biz bitecegiz diyecekti. Altan yine bir demet kırmızı gül yollamıştı üzerinde "yarın sevgililer günü, seni yakamozda bir demet gerçek gülle bekleyeceğim. saat 13.30 da sevgilim" yazmıştı. kadın uzun süre dondu kaldı. ve yazmaya başladı. gözlerinden akan yaşlar sel olmuştu. Sevgili Altan.. yarın ne yakamozda olacagım ne de senin güllerini alacağım. biz yıllar önce yaptıgımız seçimleri yaşıyoruz.. seni sevmedim diyemem ama 13 yılımı verdigim sevgimi de bitiremem. aradığımız bir heyecandı.. bunu yaşadık aşk adı altında herşey çok güzeldi ama bir sonu vardı bitti... hoşçakal.. gitmeden önce söz veriyorum ucundan tutmayacagım hayatın tam boğazına sarılacagımm.. hoşçakal canım... bütün gece uyumadı kadın kocası da ondaki bu garipliği fark ediyordu. sevgililer gününü de evde geçirelim demişti kocasına ama kocası ısrarla dışarı çıkmak istiyordu. direnecek gücü yoktu kadının, gidip giyindi, kızlarını bir arkadaşlarına bırakıp yemeğe çıktılar.. yol boyunca pek konuşmadılar zaten son 3 aydır çok az konuşuyorlardı. Altan ile tanışalı 3 ay olmuştu demek... gidip deniz kenarında bir balık restoranına oturdular. yemeklerini ısmarladılar. şaraplarını yudumlarken adam sevgililerin en güzeline... diyerek bir küçük kutu uzattı. kadın çok şaşırmıştı. kocası uzun zamandır hediye almayı bırak önemli günelri hatırlayamıyordu oysaa. şaşkınlıkla kutuyu açtı içinden çıkan yüzüğü parmağına geçirdiğinde gözleri dolmuştu. tam o sırada garsonun uzattıgı bir demet kırmızı gülle irkildi.
kartın üzerinde "boğazına yapıştığımız bu hayatı sonsuza kadar birlikte geçirelim sevgilim. Seni yakamoza getiremedim ama, 13 yıl sonra yine kendime aşık ettim. Altan, yani kocan Turgay"...
kadın gözlerinden süzülen yaşlarına engel olamadı. bu sefer artık hüzün degil mutluluktan aglıyordu.. 13 yıl sonra kocasına tekrar aşık olmuştu.
__________________
|
| |
|