Tekil Mesaj gösterimi
Alt 29-07-2007   #2 (permalink)
ahmetunalcam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Aug 2006
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 41
Mesajlar: 50
Konular: 16
Cinsiyet:
Teşekkürler: 0
20 Mesajda 48 Kere Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 861
ahmetunalcam is a name known to allahmetunalcam is a name known to allahmetunalcam is a name known to allahmetunalcam is a name known to allahmetunalcam is a name known to allahmetunalcam is a name known to all
ahmetunalcam ahmetunalcam isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Yazar

Standart Cevap: Yağmur Yağıyordu

-Erkek kardeşin iri yarı mı?
-Yoook canııım, …iki metre doksan santim filan.
Şöyle bir doğruldum, olduğumdan uzun görünmek için ayakuçlarımda yükseldim;
-Hani nerdeyse benim kadar varmış.
Tatlı bir sohbet içinde yürürken tekrar yağmur başladı. Otobüs durağına da gelmiştik. Şansımızdan çok geçmeden otobüs geldi. Şoförün şaşkın bakışları altında, ıslak elbiselerimle otobüse bindim. Sessiz bir otobüs yolculuğundan sonra mahallerinde indik.
Evlerine doğru yürürken hala ailesinin beni nasıl karşılayacağını düşünüp endişeleniyordum. Geldiğime çoktan pişman oldum. Mehtap benim huzursuzluğumu fark etti;
-Yolda söylediğim şaka değildi, gerçekten aileme beni arabanın altında kalmaktan kurtardığını söyleyeceğim, seni iyi karşılarlar.
-Olmaz Mehtap lütfen, ailene yalan söylemene sebep olmak istemem. Gerçeği söyle, hoş karşılamazlarsa giderim.
Bu sırada evlerine gelmiştik. Mehtap söylediklerimde tereddüte düşmüştü. Kapıyı erkek kardeşi Cem açtı. Şaşkın bakışlarla; ”Hoş geldiniz. "dedi, “Hoş bulduk. "dedim. Mehtap'ın peşi sıra içeri süzüldüm. Mehtap alelacele bizi tanıştırdı; ”Bu arkadaşım Ümit, bu da kardeşim Cem, memnun oldunuz. Şimdi Cem'in odasına gidin, üzerindeki ıslak giysileri değiştir, üzerine kuru bir şeyler giy üstüne. " Mehtap bunları söyleyip yanımızdan sıvıştı. Ben, şaşkın şaşkın yol gösteren Cem'in peşine takıldım, odasına girdik. Cem soru sormak için ortam hazırlıyordu;
-Nasıl oldu da böyle ıslandın.
-Ben yer seviyesinde yürürken, gökten yerçekimine kapılmış su damlacıklarıyla karşılaştım, ne onlar benden kaçtı ne ben damlalardan.
Hafifçe gülümsedi.
-Ablamla nerden tanışıyorsunuz.
-Gerçeği, yalnızca gerçeği mi söyleyim?
-Önce yalanı.
-Dur bakayım. . . Hah. . . Mehtaba araba çarpıyordu, ben gündelik kahramanlıklarımdan birini yapıp onu kurtardım, bu arada çamura düştüm.
-Denizaltı çarpacakken kurtardım desen daha inandırıcı olurdu. Bir de gerçeğini dinleyebilir miyim?
O esnada elbiselerimi değiştirmiştim. Şakalaşmalar sayesinde Cemle yakınlaştığımızı hissediyordum.
-Bak Cem işin doğrusu şöyle; benim bir şeye canım sıkılmış, yağmurda dolaşmıştım. Sonunda eve dönmek için otobüs durağına gelmiştim, ablan Mehtap da duraktaydı. Öylesine konuşurken söz arasında, benim o ıslak elbiselerimle bekâr evime gideceğimi duyunca, dayanamadı. Üşüyüp, hastalanacağımı söyleyip buraya davet etti. Pek hoş bir durum olmadığının farkındayım ama durum bu.
Cem; ”İnanıyorum. "dedi, sonra samimi bir şekilde elini uzattı.
-Bunları sormak zorunda kaldığım için kusura bakma.
Ben de samimiyetle elini sıktım. Bir an durdu,
-Anlatmadığın bir şeyler var mı, mesela yağmurda niye dolaştığın gibi?
-Bak o kısmı da Mehtaba sor. Ama şu kadarına emin olabilirsin, ablanla aramızda bir şey yok.
Konuşarak salona vardık. Salonda dört kişi oturuyordu; Mehtap, annesi, babası ve büyükbabası olduğunu tahmin ettiğim bir ihtiyar adam. Büyükbabası koltuğunda uyukluyordu, diğerleri “Hoşgeldin. " dediler. “Hoşbulduk. "dedikten sonra Cem'in yanına oturdum. Babalarının karşısına oturmuştum, bir sigara çıkarıp bana da ikram etti, teşekkür edip almadım. “İçmiyor musun yoksa?"dedi. “Hayır. "dedim. “Karnın aç mı, yemek yer misin?"dedi, Tok olduğumu söyledim.
Sigarasını yaktı, şöyle bir koltuğuna yerleşti;
-Mehtap anlattı, nasıl tanıştığınızı, ısrar edip sizi getirdiğini.
Sigarasından bir nefes çekti. Kendimi mahkemedeki suçlu gibi hissediyor, sessizce oturuyordum. Devam etti;
-Misafiri hürmetimiz sonsuzdur, evinizdeymiş gibi rahat olun lütfen.
Konuşmasında, “Aslında gelişinden rahatsız olmuştum ama Mehtabın anlattıklarına inandım. " demek ister gibi bir hal vardı.
-Teşekkür ederim.
-Ayrıca ben sizin isminizi öğrendim ama tanıştırılmadık. Mehtabın kusuruna bakma biz kendimiz tanışalım. Adım Ziya, bu eşim Oya, Bu da babam.
-Memnun oldum
O sırada bir tepsideki çaylarla bir kız içeri girdi. Herhalde Mehtap’ın “küçük kardeşim” dediğiydi.
-Oooo… Çaylarımız da geldi, iç de biraz için ısınsın evladım.
Çayı aldım, teşekkür ettim. Mehtap;
-Bu da kız kardeşim Nur.
-Memnun oldum.
Gülümseyerek karşılık verdi. Güzel bir kızdı ama bir daha bakmamaya çalıştım. Yeni bir sevdadan kurtulurken, üstelik bir daha belki de hiç göremeyeceğim bir kıza bakmamalıydım.
Çaylarımızı içerken havadan sudan şeylerden konuştuk. Oya hanım hastalanmamdan endişe ettiğinden bahsetti, Ziya bey enflasyondan şikayetçi oldu. Aynı fikirde olduğumu belirten birkaç söz söyledim. Bu arada Mehtap’ın bir şirkette muhasebe işinde çalıştığını, Cem’in yüksek okulda okuduğunu öğrendim. Nur’dan pek söz açılmadı. O sessizce bir köşede oturdu.
Çaylar içilince, Ziya bey ayağa kalktı;
-Ümit bey, ben yarın işe gideceğim. Müsaadenizle. Siz de istirahat etmek istediğinizde Cem’in odasına geçebilirsiniz. Hadi hayırlı geceler.
Kısa süre sonra Cem de bana yatacağım odayı gösterdi. Bana bir yatak hazırlanmıştı. Uykum gelmemişti, Cem de uykusunun gelmediğini söyleyince yataklarımıza uzanıp sohbete daldık. Odadaki Fenerbahçe posterleri ister istemez dikkatimi çekti. Takılmak istedim;
-Şu Fb büyük takım be !..
Beni Fb’li sandı, sevinçle atıldı;
-Öyledir…
Ben devam ettim;
-Nerdeyse Gs’ın yarısı kadar büyük !..
Bir an boş bulundu;
-Tabii ya…Neeee ? Hop dedik, sen Fb’li değil misin?
-Övünmek gibi olmasın Galatasaraylıyım!
-Beni tuzağa düşürdün cezayı hak ettin. Var mısın bir Fb-Gs tavla maçına.
Cem tavlayı getirirken kapı çalındı, Cem açtı. Gelen kardeşleriydi. Henüz yatmadığımızı anlayınca içeri girdiler. Mehtap;
-Ne o Cem, sonunda acemi birini buldun galiba ?
-”Acemi bulmuşum” usta olsa kaç yazar. Bana bak Beşiktaşlı istersen Gs’lı ile koalisyon kurun, ikinizi birden yeneyim.
-Ümit Gs’lı mıymış? Neyse siz oynayın, ben Gs ile koalisyon filan kurmam, ben seni destekliyorum canım kardeşim.
Nur Gs’lı olduğumu görünce gülümseyerek;
-Gs’sın öyle mi?
-Yahu Gs’lı olduğumu duyan şaşırıyor. İyi ki çaydan sonra söyledim. Yoksa çay da vermeyecektiniz galiba.
-Ben de Gs’lıyım.
-Öyleyse desteğini beklerim.
Nur, benim yakınıma bir sandalye çekti, oturdu. İlk defa konuşmuş, hatta samimi davranmıştı.
-Fb-Bjk koalisyonunu yenerken fazla fark atmayız değil mi? Ne de olsa onlar kardeşim.
-Üzülme ortak 1–2 sayı veririz, o da senin hatırın için.
-Tavlayı tatlı bir sohbet içinde oynadık, zor da olsa yenmeyi başarmıştık.
Nur tavlayı abisinin koltuğuna verdi.
-Öğrende gel kanarya.
-Şans, tamamen şans.
Ben de neşelerine ortak olmak istedim. Nur’a dönerek; “Gs’a yenilmenin acısıyla fazla yaşamazlar, veremden giderler” dedim. Bu kötü espriyi yaptığım anda üçünün de gülmesi kesildi. Ortamda buz gibi bir hava eserken, ben şaşırıp kalmıştım. Özellikle Nur’un ağlamaklı yüzü dikkatimi çekti. Çekinerek; “Yanlış bir şey mi söyledim” dedim. Mehtap üzgün bir sesle;
-Verem olan bir akrabamız var, o aklımıza geldi.
-Çok üzgünüm, özür dilerim.
-Boş ver bilerek söylemedin ya…
-Hepinizin keyfini kaçırdım.
Tekrar ilk gülümseyen Nur oldu;
-Tamam, ortak, sıkma canını.
Cem konuyu değiştirmek istedi;
-Yağmurda dolaşmanın sebebini, “Mehtap biliyor, isterse anlatabilir.” Demiştin. Şimdi anlatsa olur mu?
-Bence mahsuru yok.
-Gerçekten anlatayım mı Ümit?
-Tabii, artık o meseleyi umursamıyorum.
Mehtap, nasıl karşılaştığımızı ayrıntısıyla anlattı. Cem’in ısrarı üzerine kendi ayrılmasının sebebini de anlattı. Cem bu kısmı duyunca bir an yumruklarını sıktı.
-Ben sana demedim mi, “Bu adam serseri” diye. Siz zannediyorsunuz ki serserilik kötü giyimle olur. Ben iyi giyimli çok serseri gördüm. Söyle aranızda bir şey geçti mi? Söyle gerekirse öldüreyim onu.
Mehtap, buruk bir gülümseyişle onu sakinleştirdi;
-Merak etme ablan aklı başında biri. Bir iki defa yemeğe çıktık ama ciddi bir ilişki düşünmediğini anlayınca ölçülü davrandım zaten. Merak etme sen.
Bu kez ben konuyu değiştirmek istedim;
-Eee… boş verin vefasızları. Hayat devam ediyor.
Nur bir an bana baktı, hafif ciddi bir ses tonuyla sordu;
-Konuyu değiştirmeden söyler misin, hala onu seviyor musun?
  Alıntı ile Cevapla
The Following 4 Users Say Thank You to ahmetunalcam For This Useful Post:
йíĦαŁ (19-01-2008), Admin (18-06-2008), ShAdoW_Of_FaiR (23-01-2008), Ş!R!N€€ (31-08-2008)